← Bloga dön

Gidene mektuplar: iyileşmek için yazmak

Yarım kalmış konuşmalar vardır. Gidene yazmak, onları sürdürmenin ve içimizde ağır olanı hafifletmenin bilinen, sade bir yoludur.

Neden işe yarar

Yas, söylenmemişte düğümlenir: söylenemeyen teşekkür, bekleyen özür, artık anlatılamayan haber. Yazarken zihin düzen kurar ve belirsiz bir acıya kelimeler bulur; adlandırılan belirsizlik ise daha az ağır gelir. Sihir değildir: psikolojinin “dışavurumcu yazma” dediği, arkasında on yıllarca araştırma olan bir yöntemdir.

Nasıl başlamalı

  • Kuralsız. Doğru bir uzunluk ya da zorunlu bir üslup yok. Tek satır da olabilir: “Bugün senin pilavını yaptım, tadı bir türlü tutmadı. Seni özlüyorum”.
  • Gününüzü anlatın. Gündelik olan, yüce olandan daha çok iyileştirir.
  • Bekleyeni söyleyin. İçinizde düğümlenmiş bir özür ya da teşekkür varsa, kalem titrese de yazın. Hele titriyorsa mutlaka yazın.
  • Düzeltmeyin. Bu edebiyat değil; sohbet.

Mektuplarla ne yapmalı

Herkes kendi yolunu bulur: bir kutuda saklamak, teslimiyet ritüeli olarak yakmak, yıl dönümünde okumak. Birçok aile bazılarını çevrimiçi anma sayfasında yayımlıyor; orada mektuplar başka bir şeye dönüşüyor: başkaları okuyor, kendini o satırlarda buluyor ve kendi anılarıyla karşılık veriyor. Paylaşılan acı, biçim değiştirir.

Kelimeler gelmiyorsa

Bir fotoğrafla başlayın: onun bir karesini seçin ve yalnızca gördüklerinizi ve o güne dair hatırladıklarınızı yazın. Somut hatıra, genel kederin kilitlediğini açar.

Yazmak yası kısaltmaz ama ona eşlik eder. Ve yazan kişi önemli bir şey keşfeder: sevdiklerimizle konuşma bitmez; biçim değiştirir.

İlanını oluşturmak birkaç dakika sürer ve sonsuza dek yayında kalır. Vefat ilanı oluştur

Bunlar da yardımcı olabilir